DEPREMİN ÇOCUKLAR VE ERGENLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
  • KAMPÜS FİLTRELE




  • KAMPÜS ADINA
    GÖRE ARA

    Kampüs adını arama kutusuna yazarak
    kampüs ara butonuna tıklayınız.



  • BİZ SİZİ ARAYALIM




    Doğa Velisiyim
DEPREMİN ÇOCUKLAR VE ERGENLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

1.11.2020 | Doğa Koleji

DEPREMİN ÇOCUKLAR VE ERGENLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Depremi ortadan kaldıramayız ancak deprem bilinci geliştirerek fiziksel ve psikolojik olarak daha hazırlıklı ve güçlü olabiliriz. Peki çocukları ve ergenleri depremin psikolojik etkilerinden korumak için ne yapmalıyız?

Deprem öncesi, anı ve sonrasında yapılacaklarla ilgili bilgi sahibi olmanın yanında, deprem yaşantımızla ilgili duygularımız, nasıl baş edeceğimiz ve psikolojik iyi oluş halimize nasıl döneceğimizle ilgili bilgi sahibi olmalıyız. 

 
Günlük hayatımız devam ederken dünyayı güvenli bir yer olarak kabul ederiz. Kendimizin, yakınlarımızın birdenbire zarar görebileceği düşüncesini taşımayız. Dünyanın güvenilir bir yer olduğuna inancımız, ömür boyunca yavaş yavaş oluştuğundan ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan deprem, yangın, sel gibi afetler, kazalar ve kayıplar bizi derinden sarsar ve hayatımızı olumsuz etkiler.

 
Yaşantımızda birdenbire ortaya çıkan, fiziksel bütünlüğümüzü tehdit eden, yaşantımızı kesintiye uğratan baş etmesi zor durumlara travmatik olaylar denir. Travmatik olaylar, karşısında bir takım olağanüstü tepkiler verebiliriz. Bu tepkiler olağanüstü durumlarda verilen normal tepkilerdir, zamanla şiddeti azalmasına karşın psikolojik yardım ve destek gerektir.

 
Travmatik olaylardan sonra verilen tepkiler, yalnızca afeti yaşayanlarda değil, onların ailelerinde, yakınlarında, afetzedelere yardım eden kişilerde, afeti gören, duyan, tanık olan, sosyal medya üzerinden takip eden, izleyenlerde görülebilir. Bu nedenle, afet sonrası psikoloji ile ilgili bilgi sahibi olmak ve baş etme stratejilerini bilmek tüm toplum için önemlidir.
 
Travma sonrası verilen tepkileri beş başlık altında toplayabiliriz;
*Fiziksel tepkiler; uyuyamama, yorgunluk, gerginlik, baş ağrısı olarak görülebilir. 
*Davranışsal tepkiler; irkilme, depremi hatırlatacak olaylardan kaçınma ve sürekli tetikte olma halidir. 
*Sosyal tepkiler ise; kişiler arası ilişkilerde çatışma ve sorunlar, yabancılaşma, sosyal olarak geri çekilmedir.

 
Söz konusu bu tepkiler çocukların ve gençlerin gelişimsel özelliklerine göre farklılık gösterir. Küçük yaş grupları aileleri izleyip onları modellerken, bazı çocuklar kendilerini suçlayabilir, çocukların davranışlarında gerileme görülebilir. Daha büyük yaş gruplarında korku, endişe ve aşırı stres görülebilir. Bu tepkilerle ilgili destek alınmadığında ileri seviyede Travma Sonra Stres Bozukluğu (TSSB) rahatsızlığı görülebilir. Ülkemiz bulunduğu konum itibariyle tarih boyunca birçok deprem ile karşılaşmıştır ve karşılaşmaya devam edecektir. Bizler depremi ortadan kaldıramayız ancak deprem bilinci geliştirerek fiziksel ve psikolojik olarak daha hazırlıklı ve güçlü olabiliriz.  

 
Yaş Gruplarına Göre Verilen Tepkiler
 
Okul Öncesi Çocukluk Dönemi (2-5 Yaş): Bu yaş grubundaki çocuklar yaşadıkları duyguları sözel ifade edemeseler de kaygılı ve üzgün olduklarını davranışlarıyla gösterebilirler. Bu dönemde çocuklar anne babaya aşırı bağlanabilir, onlardan ayrı kalmak istemeyebilirler. Karanlığa veya hayvanlara karşı korku duyabilir. Aniden, yüksek sesle, hıçkırarak veya yardım istercesine ağlama nöbetleri görülebilir. Uyku düzeni değişebilir. Sıklıkla ağlayarak uyanma, parmak emme, yatağı ıslatma, yemek yemek istememe gibi davranışlarda gerileme yaşanabilir. 
 
 
Okul Çağı Çocukluk Dönemi (6-11 Yaş): Bu yaş grubundaki çocuklar, artık olayların farkına varabilecek olgunluğa ulaşmışlardır. Ayrıca bu dönemde okul ve arkadaşları çok önem taşımaktadır. Arkadaşlarını kaybetme ya da arkadaşlarından ayrılma gibi bir korku oluşturabilirler. Ayrıca ailelerinden ayrı kaldıklarında olası bir deprem anında yakınlarına ulaşamama korkusu nedeniyle çocuklar ailelerinden ayrı kalmak istemezler. Bu dönemde çocuklarda dikkat toplamada zorluklar, okul başarısında düşme ya da okula gitmek istememe, okuldayken davranış bozuklukları görülebilir. Öfke, saldırganlık veya özgüven kaybı yaşanabilir. Mide bulantısı, baş dönmesi, duyma ve görme bozuklukları gibi strese bağlı fiziksel rahatsızlıklar baş gösterebilir ve uyku problemleri, hava koşullarından korku duyma (gök gürültüsü, şimşek vb.) görülebilir.

 
Ergenlik Dönemi (12-17 Yaş): Ergenlik dönemi çocuklarda arkadaş ilişkileri çok önemlidir. Bu yaş grubundaki çocuklar arkadaşlarından yakın ilgi bekler, arkadaşları tarafından korkularıyla ve diğer tüm duygularıyla kabul edilmek isterler. Ayrıca ailelerinden bağımsız olma isteğinin yanında suçluluk duygusu da yaşayabilirler. Bu dönemde dünya ve kendi gelecekleri hakkında olumsuz tutumlar oluşturabilirler. Kendi korkuları ve travmaya verdikleri tepkilerle ilgili endişe; özellikle kendilerini suçlu ve çaresiz hissetme gibi tepkilerinin anormal olup olmadığını merak etme yaşayabilirler. Ayrıca iştah ve uyku sorunları, günlük etkinliklere karşı ilgi kaybı, okul sorunları yaşayabilirler. Travmatik yaşantıdan sonra almak zorunda kaldıkları sorumluluklar nedeniyle yetişkinliğe erken girme, anne babalarla çatışma ve tartışmaların artması görülebilir.

 
Ailelere Öneriler

 
İletişim ve paylaşma: Yetişkinler de korkularını, olumsuz duygularını çocuklarıyla paylaşmalıdır. Ebeveynlerin korkularını çocuklarının bilmesinde bir sakınca yoktur. Tam tersine travmatik olaylarda sonra duygularımızı kelimelere dökmek iyileştirici etki yaratır. Bu paylaşma, çocuğumuzun kendini ifade etmesi için onu cesaretlendirecektir. 

 
Bir arada olma ihtiyacı: Özellikle küçük çocuklar ebeveynlerinden ayrılmak istememe, yalnız yatağında yatmak istememe, birlikte uyumak isteme, gece sık uyanma, okula gitmeme gibi davranışlar sergileyebilir. Birkaç gün çocuğun ebeveynlerinin odasındaki başka bir yatakta yatmasına izin verebilir, onunla yatmadan önce konuşabilirsiniz. Birkaç gün sonra çocuk yumuşak bir şekilde odasına gönderilmelidir. Çocuğun korkmaması için de ışığın açık bırakılması yararlı olabilir. Daha büyük yaş gruplarında aile ve arkadaşlarıyla duygularını paylaşmalarına ve ifade etmelerine yardım edin. Kabul, hoşgörü ve destek gösterin.

 
Günlük rutinleri sürdürme: Travmatik olaydan sonra günlük rutinlere, okul hayatına dönmek, iyileştiricidir. Bize hayatın devam ettiğini, her şeyin normale döneceğini hissettirir. Küçük yaş gruplarında basit ve yapılandırılmış görevler verin, ufak sorumluluklar almalarına fırsat tanıyın. Daha büyük yaş gruplarında akademik beklentiler ve çalışmalar zorlayıcı olmamalıdır. 

 
Gevşeme ve rahatlama egzersizleri: Küçük yaş grubunda oyun hamuruyla oynama, çizme ve boyama yoluyla duygularını ifade etmelerine fırsat verin. Rahatlatmaya ve güven vermeye çalışın, sık sık fiziksel temas kurun. Daha büyük yaş gruplarında nefes egzersizi, fiziksel gevşeme egzersizlerine, spor ve etkinliklerine yöneltin.

 
Deprem Öncesi Deprem anı Deprem sonrası
Aile toplantısı yapın. Sakin olun. Artçı sarsıntılar olabilir.
Deprem çantası hazırlayın. Çök-kapan-tutun Gaz, su ve elektrik vanalarını kapatarak binadan çıkın.
Acil durum bilgi kartları doldurun. Sarsıntı bitene kadar kımıldamayın. Asansör yerine merdiven kullanın.
İletişim ve buluşma planı oluşturun. Hayat üçgeni oluşturun. Deprem çantasını almayı unutmayın.